Hakkımda
Bilgisayar mühendisliği okuyorum, içerik üretiyorum, topluluklar ve projeler geliştiriyorum. Dışarıdan bakıldığında bunlar birbirinden ayrı uğraşlar gibi görünebilir. Benim içinse büyük ölçüde aynı merakın farklı sonuçları.
Bir şeyin nasıl çalıştığını anlamayı seviyorum. Bu bazen bir yazılımın mimarisi, bazen insanların davranışları, bazen de onlarca insanın birlikte çalıştığı bir organizasyon olabiliyor. Bir sistemi parçalarına ayırmak, nerede aksadığını görmek, daha iyi nasıl çalışabileceğini düşünmek ve sonunda kendi kendine işleyen bir yapıya dönüştürmek bana ciddi anlamda keyif veriyor.
Hatta sanırım üretmenin kendisi kadar, üretimin arkasındaki sistemi kurmayı seviyorum.
Tek başıma bir işi iyi yapmaktan elbette zevk alıyorum. Ama birkaç insanın aynı hedef doğrultusunda çalıştığı, görevlerin ve sorumlulukların doğru dağıtıldığı, süreçlerin oturduğu ve sonunda ortaya tek başına yapabileceğimden daha büyük bir şey çıktığı projeler bana çok daha ilgi çekici geliyor. Kurduğum bir sistemin zamanla benden bağımsız şekilde işlemeye başladığını görmek benim için işin en tatmin edici taraflarından biri.
Belki de bu yüzden kendimi uzun vadede yalnızca bir şeyler üreten tarafta değil, aynı zamanda yöneten ve yön veren tarafta görüyorum.
Nasıl Buraya Geldim?
Bilgisayar mühendisliği okumaya başladığımda ilgim hiçbir zaman yalnızca kod yazmakla sınırlı kalmadı. Teknik tarafı seviyorum çünkü bir problemi alıp mantıksal parçalara bölmeyi ve çalışan bir çözüme dönüştürmeyi öğretiyor. Fakat zamanla aynı düşünme biçiminin yalnızca yazılımda değil, hayatın birçok farklı alanında karşıma çıktığını fark ettim.
İnsanlar da sistemler kuruyor. Şirketler, topluluklar ve ekipler de öyle.
Bir YouTube kanalının arkasında bile dışarıdan görünmeyen onlarca süreç var.
Ben de zaman içerisinde yalnızca bu sistemlerin içerisinde bulunmaktan değil, onları kurmaktan ve geliştirmekten hoşlandığımı fark ettim.
Üniversitede öğrenci topluluklarının içerisinde aktif şekilde yer almamın önemli sebeplerinden biri buydu. Etkinlikler düzenlemek, farklı insanlarla iletişim kurmak, ekiplerle çalışmak, markalarla görüşmek ve birçok hareketli parçayı aynı hedef etrafında bir araya getirmek bana oldukça doğal geliyor. Bir projenin yalnızca bana düşen kısmını tamamlamak yerine bütününün nasıl ilerlediğini düşünmeye daha fazla ilgi duyuyorum.
İnsanlarla çalışmayı da seviyorum. Yeni insanlarla tanışmak, farklı karakterleri anlamaya çalışmak, ortak bir amaç etrafında insanları bir araya getirmek ve bir ekibin içerisindeki enerjinin zamanla ortaya gerçek bir şeye dönüşmesini izlemek bana masa başında tek başıma çalışmaktan farklı bir tatmin veriyor.
Bu yüzden liderlik benim için yalnızca insanlara ne yapacaklarını söylemek anlamına gelmiyor. Daha çok, insanların iyi çalışabileceği ortamı ve sistemi kurmak anlamına geliyor. Kimin hangi konuda iyi olduğunu görmek, sorumluluğu doğru yere vermek, gerektiğinde yön göstermek ve sonunda ortaya çıkan şeyin tek bir kişinin kapasitesini aşmasını sağlamak.
Gelecekte de kendimi giderek daha fazla bu tür yönetim rollerinde görüyorum. Çünkü bir projeyi yapmaktan ne kadar zevk alıyorsam, o projenin nasıl yapılacağını tasarlamaktan ve insanlarla birlikte yürütmekten de en az o kadar zevk alıyorum.
İçerik Üretmeye Başlamam
İçerik üretimi aslında başka bir merakımın sonucu oldu: insan davranışları.
İnsanların neden belirli şekilde düşündüğü, neden bazen kendi çıkarlarının tersine davrandığı, ilişkilerin nasıl şekillendiği, sosyal statünün davranışlarımızı nasıl etkilediği veya bazı insanların yıllarca değiştiremediği alışkanlıkların arkasında ne olduğu uzun zamandır ilgimi çekiyor.
Bu yüzden YouTube'da psikoloji, ilişkiler, disiplin, sosyal dinamikler ve kişisel gelişim gibi konular hakkında konuşuyorum. Fakat zamanla klasik kişisel gelişim yaklaşımından biraz uzaklaştım. Bir insana sürekli ne yapması gerektiğini söylemenin tek başına çok anlamlı olmadığını düşünüyorum.
Ben daha çok alttaki mekanizmayla ilgileniyorum.
Neden böyle davranıyorum?
Beni bunu yapmaya iten şey ne?
Bunun ne kadarının farkındayım?
Bunu değiştirmek istersem hangi sistemi değiştirmem gerekiyor?
Çünkü bir davranışın arkasındaki mekanizmayı gerçekten anladığında, yalnızca tek bir problem için tavsiye almıyorsun. Benzer onlarca problemi kendi başına çözebileceğin bir düşünme biçimi kazanıyorsun.
YouTube benim için zamanla yalnızca video yayınladığım bir yer olmaktan çıktı. Araştırdığım şeyleri anlamlandırdığım, kendi düşüncelerimi test ettiğim ve öğrendiklerimi başka insanların kullanabileceği hale getirdiğim büyük bir üretim alanına dönüştü.
Gönenç Akademi
Bir süre sonra içerik üretmenin doğal bir sınırıyla karşılaştım.
Bir videoyla bir insana bir fikir verebilirsin. Bir kitapla ona çok daha kapsamlı bir çerçeve sunabilirsin. Ama insanın hayatında gerçek bir değişiklik yaratması için yalnızca bilgi çoğu zaman yeterli olmuyor.
Çevre de önemli.
Birlikte vakit geçirdiğin insanların standartları, konuştuğun konular, normal kabul ettiğin davranışlar ve içerisinde bulunduğun kültür zamanla seni şekillendiriyor.
Gönenç Akademi de bu düşünceden ortaya çıktı.
Başlangıçta yalnızca içeriklerin bulunduğu bir platform kurmak istemedim. Benzer şeyleri önemseyen insanların birbirini tanıdığı, birlikte öğrendiği, birbirinin standartlarını yükselttiği ve öğrendiklerini uygulamaya çalıştığı gerçek bir topluluk oluşturmak çok daha ilgimi çekti.
Akademiyi kurmak aynı zamanda sevdiğim birçok şeyi tek bir yerde birleştirdi: eğitim, içerik üretimi, insanlarla iletişim, topluluk oluşturma, liderlik ve sistem kurma.
Bugün orada yalnızca içerik üretmiyorum. İnsanların nasıl bir araya geleceğini, hangi formatların gerçekten fayda sağladığını, topluluğun kültürünü, eğitimlerin nasıl yapılandırılacağını ve bütün bu yapının zaman içerisinde nasıl daha iyi hale getirilebileceğini düşünüyorum.
Benim için Gönenç Akademi'nin en ilginç taraflarından biri de tam olarak bu. Bir fikrin önce birkaç kişilik küçük bir yapı olarak başlayıp, zamanla kendi kültürü, insan ilişkileri ve işleyişi olan gerçek bir sisteme dönüşmesini görmek.
Teknoloji ve Girişimcilik
Yazılım tarafında da beni çeken şey aslında çok farklı değil. Bir fikir başlangıçta yalnızca kafanda var. Sonra onu parçalara ayırıyorsun. Hangi problemi çözeceğini belirliyorsun, nasıl çalışacağını tasarlıyorsun, geliştiriyorsun, test ediyorsun ve sonunda başka insanların gerçekten kullanabileceği bir ürüne dönüşüyor.
Bu süreç bana oldukça tatmin edici geliyor.
Özellikle teknoloji ile insan davranışının kesiştiği projeler ilgimi çekiyor. Çünkü iyi bir ürün yalnızca teknik olarak çalışan bir sistem değil. Aynı zamanda insanların ne istediğini, nasıl düşündüğünü ve ürünü nasıl kullandığını anlamayı gerektiriyor.
Bu nedenle bilgisayar mühendisliğini yalnızca gelecekte yapacağım mesleğin adı olarak görmüyorum. Bana problem çözme, sistem düşüncesi ve karmaşık yapıları parçalarına ayırma konusunda güçlü bir temel veriyor. Bunun üzerine iletişim, yönetim, içerik ve girişimcilik tarafını eklemek istiyorum.
Bütün Bunların Ortak Noktası
YouTube kanalı, Gönenç Akademi, üzerinde çalıştığım yazılım projeleri ve geçmişte içerisinde bulunduğum organizasyonlar ilk bakışta birbirinden oldukça farklı şeyler.
Benim açımdan ise hepsinin ortak bir noktası var:
Bir şeyin bugün nasıl çalıştığını anlamak, nasıl daha iyi çalışabileceğini düşünmek ve ardından bunu gerçekleştirecek sistemi kurmak.
Bazen o sistem koddan oluşuyor.
Bazen içeriklerden.
Bazen süreçlerden.
Bazen de insanlardan.
Muhtemelen önümüzdeki yıllarda yaptığım işler değişecek. Bugün üzerinde çalıştığım projelerin bazıları büyüyecek, bazıları bitecek ve yerlerine şu anda adını bile bilmediğim başka şeyler gelecek.
Ama değişmesini pek beklemediğim tarafım şu:
Bir şey öğrenmek, onu parçalarına ayırmak, insanlarla birlikte üzerine çalışmak ve sonunda daha önce var olmayan, kendi başına işleyen bir yapı ortaya çıkarmak. Bunları da insanlara öğretip hem kendimi hem de bana vakit ayıranları geliştirmek.
Yapmaktan en çok keyif aldığım şey bu.